Damat nikah şahidi olabilir mi ?

Kaan

New member
Amcası gülümsedi.

- Demek ki değişen yalnızca gelenekler değil, insanların onlara yüklediği anlamlar da.

O gün masadakiler ilk defa aynı konuda farklı düşünmenin, mutlaka bir tarafın yanlış olduğu anlamına gelmediğini fark etti.

5. Erkeklerin Çözüm Arayışı, Kadınların İlişkileri Gözetmesi: Gerçek Hayatta Denge

Hikâyenin bu noktasında Mert ile Elif'in tartışmayı ele alış biçimleri de dikkat çekiciydi.

Mert, sorunu küçük parçalara ayırarak çözmeye çalışmıştı. Önce hukuki engel olup olmadığını araştırmış, ardından hangi durumda şahitlik yapılabileceğini belirlemişti. Onun için belirsizliği ortadan kaldırmak, gereksiz tartışmaların önüne geçmenin en iyi yoluydu.

Elif ise insanların soruya neden farklı cevaplar verdiğini anlamaya çalışmıştı. Amcasının geçmiş deneyimlerini küçümsememiş, Zeynep'in duygusal yorumunu dinlemiş ve Mert'in çözümünü aile içinde daha rahat kabul edilebilir hâle getirmişti.

Bu iki yaklaşım birbirini tamamlıyordu.

Ancak buradan erkeklerin her zaman çözüm odaklı, kadınların ise her zaman duygusal veya empatik olduğu sonucunu çıkarmak doğru olmaz. İnsanların problem çözme biçimleri cinsiyetlerinden çok kişiliklerine, deneyimlerine, yetiştirilme tarzlarına ve içinde bulundukları koşullara bağlı olabilir.

Mert'in ilişkileri önemsememesi, Elif'in de pratik düşünememesi gibi bir durum söz konusu değildi. Mert, tartışmayı uzatmadan doğru bilgiye ulaşmak istiyordu. Elif ise doğru bilginin aile içinde nasıl karşılanacağını da hesaba katıyordu.

Nitekim Elif de araştırma yapılmasını desteklemişti. Mert de amcasının anlattıklarını dinleyerek konunun yalnızca bir mevzuat maddesinden ibaret olmadığını anlamıştı.

Birlikte hareket ettiklerinde daha iyi bir sonuca ulaştılar.

Mert, hukuki sorunun cevabını buldu. Elif, bu cevabın insanlar arasında yeni bir kırgınlığa dönüşmesini önledi.

Belki de iyi bir ortaklık tam olarak budur: Birinin eksik bıraktığını diğerinin tamamlaması.

Sizce aile içindeki anlaşmazlıklarda önce somut bir çözüm bulmak mı gerekir, yoksa tarafların duygularını anlamak mı? Yoksa en sağlıklı yol, bu ikisini aynı anda yürütmek midir?

6. Asıl Sınav Nikâh Günü Başladı

Nikâh sabahı geldiğinde salonda tatlı bir telaş vardı. Elif'in annesi çiçekleri kontrol ediyor, Mert'in babası davetlilerin yerlerini gösteriyor, Burak ise fotoğraf çekilecek alanın yeterince aydınlık olup olmadığını inceliyordu.

Tam herkes rahatlamışken Elif'in kuzeni Can, Mert'in yanına geldi.

- Abi, ben de ileride evlendiğimde en yakın arkadaşımı şahit yapmak istiyorum. Ama ailem mutlaka bir akrabamızın şahit olması gerektiğini söylüyor. Böyle bir zorunluluk var mı?

Mert, önceki akşamki tartışmayı hatırlayarak güldü.

- Hukuki şartları taşıyan birini seçebilirsin. Şahitlerin mutlaka akraba olması gerektiğine dair genel bir zorunluluk yok. Ama nikâh işlemlerini yapacak evlendirme memurluğunun şartlarını da dikkate almak gerekir.

Can rahatlamış görünüyordu.

- Demek ki illa aileden biri olmak zorunda değil.

- Hayır. Ama ailene neden arkadaşını seçmek istediğini anlatman iyi olabilir. Bazen insanlar karşı çıktıkları için değil, neden böyle bir tercih yapıldığını bilmedikleri için ısrar ediyor.

Bu sırada Zeynep konuşmaya katıldı.

- Bir de şahit seçmek, diğer insanları daha az sevdiğin anlamına gelmiyor. İnsan aynı anda birçok kişiye değer verebilir. Ancak o gün için iki kişiyi seçmek zorunda kalabilir.

Elif başını salladı.

- Evet. Bazen bir tercih, diğer herkesi dışarıda bırakmak anlamına gelmez. Sadece o anın belirli bir anlamını belirli biriyle paylaşmak demektir.

Can bir süre düşündü. Sonra telefonuna sarılıp en yakın arkadaşına mesaj attı.

Belki de nikâh günü yaşanan en önemli şey, sorunun cevabını öğrenmekten çok insanların birbirlerinin tercihlerini daha rahat anlayabilmesiydi.

7. Bir Nikâh Şahidi Neye Tanıklık Eder?

Nikâh memuru salona girdiğinde herkes yerini aldı. Mert ile Elif yan yana durdu. Burak ve Zeynep şahitlik için hazırlandı.

Tören sırasında sorular soruldu, cevaplar verildi ve nikâhın resmî işlemleri tamamlandı. Şahitler görevlerini yerine getirirken aile üyeleri alkışladı.

Fakat Mert'in aklında hâlâ önceki akşamki konuşma vardı.

Bir nikâh şahidi, hukuken bir evlilik işleminin gerçekleşmesine tanıklık eder. Ancak bu anı hatırlayan kişiler için şahit, aynı zamanda hayatın değiştiği bir güne eşlik eden insandır.

Yıllar sonra fotoğraflara bakıldığında, şahitlerin isimleri belki de nikâh defterindeki imzalar kadar önemli olacaktır. Çünkü insanlar yalnızca hangi tarihte evlendiklerini değil, o gün kimlerin yanlarında bulunduğunu da hatırlar.

Bununla birlikte şahitlik, evliliğin geleceği üzerinde özel bir hukuki yetki veya sürekli bir sorumluluk yaratmaz. Şahit, evliliğin tarafı değildir; eşlerin bütün kararlarını onaylamak veya ilişkilerini yönetmek zorunda da değildir.

Yine de arkadaşlık ve aile bağları içinde bu role manevi anlamlar yüklenebilir. Bir şahit, zor bir dönemde dostunu dinleyebilir, sevincine ortak olabilir veya ihtiyaç duyulduğunda yanında durabilir. Bunlar hukuki zorunluluk değil, insanlar arasındaki ilişkinin doğasından kaynaklanan davranışlardır.

Mert ile Elif'in nikâhı sona erdiğinde Burak, Mert'in omzuna dokundu.

- Şimdi resmen evlendin. Bundan sonra her soruna çözüm bulmak zorundasın!

Zeynep hemen karşılık verdi:

- Her sorunun hemen çözülmesi gerekmiyor. Bazen önce dinlemek de yeterli.

Herkes güldü. Mert de gülerek arkadaşına döndü.

- O zaman anlaşalım. Ben çözümü araştırırım, sen önce dinlememi hatırlatırsın.

Elif araya girdi:

- İkiniz de önce birbirinizi dinleyin. Sonra karar verirsiniz.

O küçük konuşma, akşam boyunca tartışılan konunun güzel bir özeti gibiydi.

8. Sonuç: Damat Başka Bir Nikâhta Şahit Olabilir mi?

Hikâyemizdeki tartışmaya geri dönersek, sorunun cevabı oldukça açık:

- Kendi nikâhında damat, kendi evliliğinin şahidi olamaz. Evliliğin tarafı ile tanık aynı kişi olamaz.

- Evli bir erkek başka bir çiftin nikâh şahidi olabilir. Daha önce damat olmuş olması, tek başına şahitliğe engel değildir.

- Şahitlerin akraba olması şart değildir. Uygun yasal koşulları taşıyan arkadaşlar veya başka kişiler de seçilebilir.

- Nikâh şahidi seçerken resmî şartlara dikkat edilmelidir. Türk Medeni Kanunu'nun 141, 142 ve 143. maddeleri konunun temel hukuki çerçevesini anlamak açısından önemlidir.

- Geleneksel beklentiler ile hukuki zorunluluklar birbirinden ayrılmalıdır. Bir ailenin tercih ettiği uygulama, kendiliğinden yasal bir zorunluluk hâline gelmez.

Bu konuyla ilgili temel başvuru kaynağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun evlenme törenine ilişkin hükümleridir. Mevzuat, Türkiye Cumhuriyeti mevzuatını yayımlayan resmî kaynaklardan ve Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden kontrol edilebilir. Özel bir durum söz konusuysa ilgili belediyenin evlendirme memurluğundan güncel bilgi alınması yerinde olur.

Fakat hikâyenin sonunda benim aklımda kalan, yalnızca damadın başka bir nikâhta şahit olup olamayacağı değildi.

Asıl mesele, insanların önemli günlerinde kimi yanlarında görmek istedikleri ve bu tercihlerin çevrelerindeki kişiler tarafından nasıl karşılandığıydı.

Bir aile büyüğünün geleneğe bağlılığı, bir arkadaşın yıllardır süren dostluğu veya bir çiftin kendi kararlarını verme isteği aynı masada buluşabilir. Bunun için herkesin aynı düşünmesi gerekmez. Önemli olan, farklı düşüncelerin birbirini incitmeden konuşulabilmesidir.

Şimdi sözü foruma katılanlara bırakmak istiyorum.

Siz kendi nikâhınızda kimi şahit seçerdiniz: Ailenizden birini mi, çocukluk arkadaşınızı mı, yoksa hayatınızın zor dönemlerinde yanınızda duran bir dostunuzu mu?

Peki, daha önce evlenmiş bir arkadaşınızın sizin nikâhınızda şahit olmasını ister miydiniz? Aileniz buna karşı çıksa nasıl bir yol izlerdiniz?

Belki de en önemli soru şu: Nikâh şahidi bizim için yalnızca resmî bir görev üstlenen kişi midir, yoksa hayatımızın önemli bir anına tanıklık etmesini istediğimiz özel biri midir?

Fikirlerinizi ve varsa yaşadığınız benzer olayları paylaşın. Bazen bir sorunun cevabı mevzuatta bulunur; o cevabın insanlar için ne ifade ettiğini ise birbirimizin hikâyelerini dinleyerek anlayabiliriz.
 
Üst